Carl Sagan – Kozmos Üzerine

Carl Sagan ile tanışmam agnostik.org‘daki yazılardan biri ile oldu. Tanrı düşüncesinin kafamı kurcaladığı zamanlardan birinde Garajımdaki Ejder (ya da Garajımdaki Ejderha, emin değilim.) isimli hikayesini okumuştum, bana Tanrı düşüncesine bakışta yeni bir perspektif kazandırdığını söyleyebilirim. Daha doğru ifadesi Tanrı inancından sıyrılmamda benim için yol gösterici ya da ufuk açıcı nitelikte metinlerden biri olduğu şeklinde olacaktır. Merak edenler hikayeyi agnostik.org’dan okuyabilirler.

Bu isme sahip bir blog da var: Garajımdaki Ejder. Bu blogda evrim, din, bilim gibi konular üzerine yine yol gösterici ve ufuk açıcı olarak nitelendirilebilecek türden pek çok materyal bulunuyor, göz atmakta fayda var.

Carl Sagan’ı bu hikayesinden sonra merak ettim ve gidip Kozmos isimli kitabını alıp okudum. Kitap 1980 yılında yazılmış olmasına rağmen çok eski bir kitabı tutuyor gibi hissetmiyorsunuz okurken, sayfaların içinde evreni keşfe çıkıyor, yaşamı daha iyi anladığınızı hissediyorsunuz. Jüpiter’de gelişebilecek varsayımsal yaşam formlarından, evrenin uzak köşelerinde gelişmiş uygarlıklar bulunması ihtimaline (Drake denklemi); Güneş’in geçireceği evrimlerden dünyamızın ne şekilde etkileneceğinden, gökleri ve yaşamı anlama konusunda ilkel atalarımızın nasıl düşünceler yürütmüş olabileceğine ilişkin pek çok keşfedilmeye değer şey içeriyor kitap.

Bunların yanı sıra elbette evrenin enginliğini tahayyül edebilmek adına bir öngörü de sağlıyor. Daha önce dünyamızın evrenin içerisinde ne kadar küçük olduğuna ilişkin görüntüler izlemiş olsam da kitabı okurken bunu bana çok daha çarpıcı şekilde ifade eden bir bölüm ile karşılaştım. Kitabın bu bölümünde şuna benzer bir şey yazıyordu Carl Sagan:

Bir avuç kumda aşağı yukarı 10.000 kum tanesi vardır. Bu;  göğün açık ve yıldızların görülebilir olduğu bir gecede görebildiğimiz yıldız sayısı bir avuçtaki kum tanelerinin sayısından daha az. Ama görebildiğimiz yıldızlar, var olan yıldızların yalnızca ufak bir bölümüdür. Ölçü kavramını aşan bir güzellikte olan evrende bulunan yıldızların toplam sayısı yeryüzündeki tüm kumsallardaki kum tanelerinden daha çoktur.

Evrenin bu kadar büyük olduğunun bilincinde olmak, insanın iyimser bir ihtimalle bir yüzyıl yaşayabildiği düşüncesiyle bir araya gelince, gündelik işlerimizin önemini bir kez daha sorgulatıyor insana.

Geek Binary Oyunu

Bu aralar vaktim bol gibi. Okula seyrek uğruyorum, derslerde o kadar sıkılıyordum ki. Kendimi programlama ve tasarım alanlarında geliştirmeye çalışıyorum. Tabi jQuery‘i de iyice kavramak gerekiyor.

jQuery ile ilgili bir şeyler kurcalarken gameQuery diye bir şeye denk geldim. gameQuery oyun yazma sürecini kolaylaştıran class’lara sahip bir jQuery eklentisiymiş, belki ileriki zamanlarda kurcalama şansım olur. Paylaşmak istediğimse gameQuery kullanılarak yazılan bir oyun.

Oyun tam geek işi. Sol kısımdaki sayıları sağ kısımdaki sayılara dönüştürmek gerekiyor. Ortada yaza
n 1 ve 0lar ise soldaki sayıların 2 tabanında (binary) yazılmış halleri. İlk başlarda tek ileriki bölümlerde daha fazla hamle ile aynı anda birkaç kareyi 0 ise 1, 1 ise 0’a dönüştürerek sağdaki sayıların 2 tabanında ifadesine ulaştırmak gerekiyor ortadaki 1 ve 0ları.

Oynamak için: http://p3king.net/gq/

Houdini: 3 Boyutlu Animasyonlar Yaratın

Işıklar. Kamera. Kayıt. Houdini’ye hoşgeldiniz.

Houdini, 3 boyutlu animasyonlar yapmaya yarayan, bu 3 boyutlu animasyonları filmlere dönüştüren, hatta filmlerle bu animasyon efektlerini entegre edebilen bir program. Aslında hepimiz bu animasyonlara oldukça aşinayız. Harry Potter’daki bazı efektlerden, Coca Cola Mutluluk Fabrikası reklam filmine kadar, etrafımızda gördüğümüz, filmlerle iç içe 3 boyutlu efektlerin yaratıcısı bir program bu. (Örneklerini programın kendi sitesinde, alt kısımda bulabilirsiniz.)

Programda istediğiniz şekli çizip, istediğiniz modellemeyi yapıp, bunları istediğiniz dokularla kaplayıp, Continue reading

3 Kapı 1 Araba

Tamam kabul ediyorum, ilgi çeksin diye böyle bir başlık koydum. Bahsedeceğim şeyse Monty Hall Problemi olarak da bilinen bir matematik problemi. Amerika’da bir zamanlar yayımlanmış olan Let’s Make a Deal isimli yarışmanın sunucusu Monty Hall‘dan geliyormuş bu isim.

Şöyle basit ve popüler bir matematik sorusu var. Bir yarışmadasınız. Önünüzde de 3 kapı var. 2 kapının arkasında keçi, birinin arkasındaysa araba var. Amacınız elbette arabayı bulmak ve bir kapıyı seçiyorsunuz. Siz seçiminizi yaptıktan sonra, yarışmanın sunucusu -ki kendisi arabanın nerde olduğunu biliyor- arkasında keçi olan bir kapıyı açıyor. Ardından size diyor ki: “Şimdi dilerseniz kapınızı değiştirebilirsiniz, dilerseniz ilk seçtiğiniz kapıyı açalım.”

Arabayı bulma şansınızın en yüksek olması için ne yapmanız gerekir? Zira kapının ardındakileri bilen sunucu size ters psikolojiyle arabayı kaybettirmek istiyor olabilir.

Hatta kafanızda canlandırmaya çalışmayın, gelin direkt oynayın. Sunucudaki bir hatadan dolayı oyunu kaybetmişiz, o yüzden ingilizce versiyonu: gelin direkt oynayın :).

Bu soruyla çok yerde karşılaştım. Önce Ali Nesin‘in kitabında görmüştüm. Vos Savant‘ın matematikçilere karşı bu sorunun cevabını nasıl savunduğunu anlatıyor. Dünyanın En Zeki İnsanı Matematikçilere Karşı isimli bu yazıya göz atmanızı öneririm. Daha sonradan Ben Mezrich‘in Bringing Down The House (Mekanı Batırmak) kitabından uyarlanan 21 filminde bu sorunun olduğu bir sahneye rastladım. O sahne de şöyle: 21 filmindeki sahneyi görmek ve problemin çözümüne bakmak için okumaya devam edin.

Trigraphic Vigenére Şifresi

Bu ayki Bilim ve Teknik dergisini elime aldım. Dergiye bir göz gezdirdim. İçinde hoş bir yazıya denk geldim. Yazıda kriptolojinin geçmişinden ve günümüze dek gelişiminden bahsediliyordu. Vigenére Karesi’nden bahsedilen kısmı dikkatimi çekmişti. Ben de Jül Sezar’ın Kutu Şifreleme Yönteminden sonra kriptoloji üzerine bu 2. yazıyı yazmaya karar verdim.

Vigenére Karesi (ya da Vigenere Tablosu, Vigenere Şifresi) 1553 yılında Giovan Battista Bellaso tarafından tanıtılmış 16. yüzyılın sonlarında Blaise De Vigenere bu yöntemi düzenleyip kullanmış. “Vigenere Karesi” ismi buradan gelmekte.

Kısaca tanımlamak gerekirse, düz metnin bir anahtar ile şifrelenmesinden ibaret. Şöyle ki: Continue reading

Forever Alone LVL 9000

Efenim biliyosunuz bu aralar 9gag ve memeler çok moda. Ben de kendi fotoğraflarıma bakarken (megalomanım evet), Avşa‘da 2011de çekilmiş bir fotoğrafıma denk geldim, forever alone meme’ine çok uyuyor gibi geldi, altına da yazımı yazdım, burada da paylaşayım dedim.

Continue reading

Zeka Zorlayıcı Strateji Oyunu: Pentago

Pentago, iki kişilik bir soyut strateji oyunu. İsveç‘in çakısından sonra en büyük icadı olan bu oyunun oynanışı oldukça kolay. Öğrenmesi saniyeler alan bu oyunda ustalaşmanın yıllar gerektirdiği söyleniyor. Zira 2005’te yılın oyunu seçilip, birkaç yıl içinde de gelmiş geçmiş en iyi İsveç oyunu unvanını aldı. Bu adresten online oynamanız mümkün. Bu kutu oyuna sahip olmak isterseniz, buraya bakabilirsiniz.

Oynanış

6*6lık bir kare üzerinde 3*3lük 4 kare yer alıyor. İki taraftan birinde beyaz diğerinde siyah taşlar var. Oyunculardan biri taşı dilediği yere yerleştirip, dilediği kareyi istediği yöne 90 derece çeviriyor ve sırasını tamamlıyor. 5 taşı bir sıra üzerinde ilk dizen oyunu kazanıyor.

Sayılarla Yalan Söylemek

Hep derler, istatistik, yalan söylemenin bilimsel şeklidir diye. Günlük yaşamımızda, konuşmalarımızda, sunumlarımızda, her yerde verileri kullanırız. Anlatılana ilgiyi artırır. Bir de bu veriler sayısalsa işin içine grafikler girer ki sormayın gitsin.

Hayatımız boyunca farkettiğimiz ya da bir yerlerden öğrendiğimiz yöntemler aslında bunlar. Bugün biraz bunlardan bahsetmek istiyorum.

Grafiklerle Yalan Söylemek

Sunumlarda en çok kullanılabilen yöntemlerdendir. Konuşmacı bir şeyler anlatırken arkasında kalan grafiğin içeriğine dinleyici pek de dikkat etmez. Sadece grafiğin şekli önemlidir. Bu noktada konuşmacı, dinleyicileri anlatmak istediğine ikna edecek yönde grafiklerini düzenleyebilir.

Birinci ve ikinci grafikteki veriler aynı. Artış sadece %2 iken, doğru kullanım ile çok daha keskin görünebildiğine şüphe yok.

Yuvarlanan Sayılar

Yalan söylemenin bir çok yolu var. Ancak konuşma esnasında bir sayı uydurarak bunu olağan bir şeymiş gibi aktarmak, inandırıcılığınızı artıracaktır.

Çok kesin sayılar duymak karşınızdakini kuşkulandırabileceği gibi, çok yuvarlanmış sayılar da gerçekçi görünmeyecektir. Ayrıca insanların 7 sayısını duyduğunda daha çok inandıkları 360dan fazla bilimsel test ile kanıtlanmış durumda.

Gördünüz mü? Bu kadar basit. Sadece konuşmanızda inandırıcılığınızı artıracak yerde doğru şekilde kullanmayı bilin, yeter. Ne 367 deyin, ne 400. Kesin bir sayı vermeyin. 360dan fazla deyin, çoğu insan inanır.

Yüzdelik Değer

“Bu lisenin geçen seneki üniversiteye yerleştirme oranı %80!” cümlesi başarılı bir dönemden söz ediyor gibi görünse de o sene yalnızca 5 kişinin mezun olup 4ünün yerleşebildiğini kim bilebilirdi? Yüzdelik değerlere güvenmeyin. Çünkü bahsi geçen sayı 100den küçük olduğunda yanlış olmasa da yanıltıcı bilgilerin habercisi olabilirler.

Ortalama Sıcaklık

Bu sonuncusu ise çokça bilinen bir öyküden. Öykümüzün kahramanı tatile çıkmaya karar verir ve gideceği yerin ortalama sıcaklığını öğrenir. 25 derece, sanırım t-shirt yeterli olur diye düşünür. Ortalama sıcaklığa güvenemeyeceğini gündüz kavrulup gece etraf buz kestiğinde farkedebilmiştir.

Ortalama değerlerin yanıltıcı olabileceğini unutmayın.

Elbette sayılarla yalan söylemenin çok yolu vardır. Ancak benim farkedebildiklerim, öğrendiklerim, ya da sabaha karşı bir şeyler yazmaya çalışırken hatırlayabildiklerim şimdilik bu kadar.

Şimdiye kadar bu yazıyı okuyanların, %95ten fazlası yazıyı beğendi (:.

İstatistik mini eteğe benzer; çok şey gösterir ama asıl görünmesi gerekeni göstermez.

– Sir Alex Ferguson

Paranızı İkiye Katlamak – 72 Kuralı

72 kuralı, hızlı finans hesaplarından nüfus artışına kadar, herhangi bir büyüme miktarını hesaplamada mükemmel bir zihinsel kısayol. İşte formül:

İkiye katlamak için gereken zaman = 72 / büyüme oranı

Bu formül finansal tahminler ve bileşik faiz hesaplarının doğasını anlamak için kullanışlı bir formül. İşte örnekler:

  • %6 faiz oranıyla, paranızın iki katına çıkması 72/6 yani 12 yıl alır.
  • Paranızı 10 yılda ikiye katlamak istiyorsanız, 72/10 yani 7.2 faiz oranı sunan bir banka bulmalısınız.
  • Eğer gayri safi milli hasıla, yılda %3 artıyorsa, 24 yıl sonra bugünki değerinin iki katına çıkacak demektir.
  • Eğer enflasyon oranı %2 – %3 arasında değişiyorsa, paranız 24-36 yıl içinde değerinin yarısını kaybedecek demektir.

72 kuralı %1lik değişimin bile ne büyük farklara yol açacağını kavramak kolaylaşabiliyor.

Örneğin %2lik artış oranına sahip nüfusta, 2 kat insan için yer inşa etmek üzere 36 yılınız varken, bu artış %3 olduğunda 12 yılınız çoktan uçmuş demektir.

70 kuralı

Paramız her zaman artacak değil ya. Azalıyor da olabilir. Ayrıca 70 kuralının aynı şekilde 72den daha yakın sonuçlar getirdiği de oluyor. Kısaca şöyle: Continue reading

Renault Blogger Daveti

Cumartesi günü Renault‘un blogger etkinliğindeydim. Renault yeni bir araba modeli çıkarıyor: Fluence. Bu yeni modelin lansmanı için de Proximity firması ile birlikte bir organizasyon düzenlemişler. Çok eğlenceli geçen bu günün ayrıntılarına inelim, sonrasında da yeni modelin ve fabrikanın özelliklerinden bahsedelim, organizasyonun önemi ile de yazımızı sonlandıralım.

Renault blogger daveti, Selçuk Erdem Twitter butonu çizerken

Gezi Nasıldı?

Öncelikle 4. Levent’te metrodan inip, Google Maps’den nereye gitmem gerektiğine önceden baktığımdan Çilekli Tesisleri’ne doğru yürümeye başladım. Buraya varınca Tunahan ile karşılaştım. İlk kez böyle bir organizasyonda bulunduğumdan Tunahan’la samimi olduk başta. Sonradan tanıdık yüzleri de görmeye başladım. Selçuk Erdem, Erdil Yaşaroğlu, Kaan Sezyum, Sunipeyk, Nilay Abla ile  Bora Abi, Burak Bayburtlu, Arman Acar, Uğur Özmen, Eren Kumcuoğlu, Özlem Sarıoğlu ve daha niceleri. Hep birlikte 2 katlı muhteşem bir otobüse doluşup yola çıktık. Topçular’a gelip buradan feribot ile karşıya geçtik. Eğlenceli sohbetlerle geçen bir yolculuğun ardından Bursa’daki Renault fabrikasına vardık.

Vardığımızda bir kokteyl bizi bekliyordu. Günün kalanını okumak, Renault Türkiye fabrikası ve Fluence modeli hakkında bilgi almak, ve organizasyonun önemi hakkındaki düşüncelerime göz atmak isterseniz devam edin.